İngilizceyi Yeni Öğrenen Kişinin Mektubu…29 Aralık 2008 - 11:03

İngilizceyi Yeni Öğrenen Kişinin Mektubu…
Hello!can frİendİm.my abuzittin..

How are you frİendİm.Çoluk Çhİldren how.best’tİr İnŞallah.

My’a questİon sorarsan best’İm allah’a ŞÜkÜr.world İŞte yuvarlanip goİng’İm.

My mother what yaping.keyfİ beatİuful’dur İnŞallah.epeydİr my mother’le no speakİng.eĞer my mother’İ
see Çok selam song.

La frİendİm my father what yaping.gİne coffeehaneyegoİng mİ?he frİendslerİyle coffeehanede okey and
batak playİng mİ?he’ye song sakin yenİlmesİn.

My brodher’İn childrenİ olmuŞ.boy mu gİrl mİ olduĞunu no bİlmekİng.chİldrenİn boy mu gİrl mİ
olduĞunu my’a song.

My school da baya beatİuful goİng İŞte.school’un baŞindan berİ englİsh lesson seeİng.englİsh’i
sÖktÜm.İ’m speak englİsh Şakir Şakir.your’a sÖz verdİĞİm gİbİ.

Maİl’İme son verİrken your’un gÖzlerİnden kİss.your’u Çok Özledİm.hele bİ swİm olsun my comeİng
İnŞallah.

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: , ,  

Tarihten Hazır Cevaplar19 Kasım 2008 - 17:14

ALDIĞIMIZ FİYATA
Keçecizâde’nin Rusya’da bulunduğu sıralarda Rus Çarı, Keçecizâde Fuad Paşa’ya takılır:
- Paşa şu Girit’i satsanız!
- Hay hay, satalım ekselans
- Kaça satarsınız?
- Aldığımız fiyata
Girit’in yirmi seneyi aşkın bir zamanda ve binlerce şehitle alındığını bilen Çar sararır.

BİZ DE ONLARA YAKLAŞIYORUZ
Sulltan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
- Biz de onlara yaklaşıyoruz.

AÇLIK
Fatih, hocası Akşemseddin’e sorar:- İnsan açlığa ne kadar dayanabilir?
Akşemsettin cevap verir:- Ölünceye kadar

ADAMA GÖRE ADAM
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
- Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
- Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.

AHMET MÜSADE ETMEZ
Sadrazam Keçecizade Fuad Paşa’ya yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler. Paşa hemen:
- Ahmet müsaade etmez, demiş. Sormuşlar
- Hangi Ahmet
- Karaca Ahmet.

AK SAKALLI
Varna Savaşı’nda muharebe meydanında gezen II. Murad, düşman askerlerinin hep genç olduğunu görür. Komutanlarından birine sorar. “Garip değil mi? Bu kadar ölünün içinde hiç ak sakallı görmedim. Hepsi genç, hepsi taze!” Komutan şu cevabı verir:
- Padişahım! İçlerinde bir ak sakallı olsaydı, başlarına bu felâket gelir miydi?

AKIL VERGİSİ
Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye:
- Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
- Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

BİLMEK İÇİN ÖĞRENMEK
Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl (İnal) a sormuşlar:
- “Sizdeki bilginin çok azına sahib olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?”
Şöyle cevap vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!

BİZ HAZIRIZ
Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: ” Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.” der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a:” Paşa İtalyan dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlar hazır mıyız?” der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve ” Biz hazırız Paşam. ” diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: ” Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay’ı gelip alabilirler.”

BÖYLE KORUNUR
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
-Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!

CAİZE
Şair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir: Ebu Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:
- Sana bu kasiden için ne caize vereyim?
- Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim.
- Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?
- Efendim kulunuz böyle istiyor.
Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:
- Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.
- Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim?
- Hakkın var bir de at versinler.
- Ata nasıl bineceğim?
- Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.
- Efendimiz ata kim bakacak?
- Haklısın, bir de köle versinler.
- Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım?
- Bir de ahır versinler.
- Köleyi nerede yatırayım?
- Bir ev versinler.
- Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?
- Bin altın da haçlık versinler.
- Efendim…
Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:
Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha!..

ÇANAKKALE İÇİNDE
İngiliz garson, Türk müşteriye:
-Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
-Orada ne işiniz vardı?

DERDİN DEVASIZI…
İbn-i Sinâ ya:
- Dünyada devâsı olmayan bir dert var mıdır? diye sorduklarında:
- Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır, cevabını vermiş.

DERS ALABİLMEK
Lokman Hekim’e:
- “Bilgeliğini kimlerden aldın?” diye sorduklarında:
- Körlerden, cevabını vermiş. Çünkü onlar, yoklamadan adım atmazlar.

DOMUZ ETİ
Tarihimizde “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle menaviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında, İmam Şamil’in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören çar’ın:
“Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum” demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
“Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır.”

FATİH NİYE ÜSTÜN
Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada ‘Fatih mi yoksa siz mi büyüksünüz? Sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti:
Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçla zaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise; fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.

GENÇ FATİH
Bir genç, “Fatih Sultan Mehmed’in resmini neden hep yaşlı bir insan suretinde çiziyorlar” diye sorunca, bir yazarımız şöyle cevap vermiş:
- Yaptığı işler o kadar büyük ki, bunları genç bir insanın yapacağını hayallerine sığdıramıyorlar

GÖNLÜMÜ FETHETTİĞİ İÇİN
Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!

GÜNLÜK
Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Paşa ya:
-Camilerinizde niçin günlük (bir çeşit koku) yakmıyor sunuz? diye sorduğunda,ondan şu cevabı almış:
-Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun için günlük yakmıyoruz.

HANGİ BORÇ
III. Mustafa’nın veziri Koca Ragıp Paşa’nın konağında bir Ramazan günü oruç üzerine sohbet yapılıyordu. Ragıp Paşa, orada bulunanlardan Şair Haşmet’e:
- Haşmet! Senin de borcun var mı? diye sorunca, Haşmet:
- Evet efendim! diye cevap verdi. Mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş…
Ragıp Paşa gülerek:
- Onu sormuyorum yahu, dedi. Oruç borcun var mı, sen onu söyle.
Şair Haşmet şu cevabı verdi:
- Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Sizin soracağınız, kul borcudur.

HERŞEYİNİ ALDIM AMA…
Halet Efendi, kendisine dalkavukluk etmeyen Moralı Osman Efendiyi bir takım basit işlerle Anadolu’da dolaştırır. Ama onun birgün kendisini görmek için geldiğini duyunca, sofaya koşarak karşılar ve gideceği zaman da merdiven başına kadar uğurlar. Olaya şahit olan İzzet Molla:
- Efendim! der. Bu adama etmediğiniz kötülük kalmadı. Şimdi bu kadar iltifat edişinizin hikmeti nedir?
Halet Efendi cevap verir:
- Evet, ben bu adamın herşeyini aldım. Ama üzerinde bir “efendilik” var ki, onu bir türlü alamıyorum. Onu görünce de saygı duymak zorunda kalıyorum

FATİH SULTAN
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

İFTİHAR
Şeyh Şâmil, çarlık idaresi tarafından yakalanıp esir edildiğinde, Çar II. Aleksandır:
- Sizin gibi büyük bir insanı misafir etmekle iftihar ederim deyince, Şeyh Şâmil in cevabı şu olmuş:
- Siz benim misafirim olsaydınız, ben daha çok iftihar ederdim.

İYİ BİR ÇOBAN
Eski Roma’da eyalet valilerinden biri, Kayser Tiberius’a vergilerin artırılmasını teklif edince, şu cevabı almış:
- İyi bir çoban, koyunlarının yününü kırpar ama derisini yüzmez.

KADER
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
-“Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz” diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
-Peder ne der, kader ne der.

KADERİN İCABI
Kenân Rıfâi ye sormuşlar:
- Madem ki neticede kaderin dediği oluyor. O halde niçin çalışıyoruz?
Şu cevabı vermiş:
- Çalışmak da kaderin icabı olduğu için!

KARINCA
Kanuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhül İslam Ebussud Efendi’den şu beyitle fetva istemiş:
Dırahta ger ziyân etse karınca
Zararı var mıdır ânı kırınca
(Ürünlere zarar veren karıncaların öldürülmesinde dinen bir zarar var mıdır?)
Ebussud Efendi bir beyitle cevap vermiş:
Yarın Hakkın divanına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca

LA HAVLE VE LA KUVVETE
Meşhur Cimri Paşa atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde “La Havle” (ya sabır!) çekermiş.Bir gün arabasının atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.
- Atlarıma ne oldu?
Seyis, cevabı yapıştırmış:
- Ne olacak efendim “La Havle” yiye yiye “Vela kuvvete” (kuvvetsiz) oldular.

MESELE GETİRME DE…
Rusya sefiri meşhur İgnatiyef memleketine giderken veda için geldiği Yusuf Kamil Paşa’ya:
-’Efendimize Rusya’dan ne getireyim?’ demesiyle Paşa:
-’Bir mesele getirme de, ben hiçbir şey istemem’ dedi.

MÜJDE
Harun Reşid in vezirlerinden biri, Behlül Dânâ ya latife yollu takılarak:
- “Müjde sana ey Behlül, Sultanımız seni, domuzlarla maymunlara çoban tayin etti” dediğinde, Behlül şu cevabı vermiş:
- Öyle ise kulaklarını aç da emirlerimi yerine getirmeye hazırlan.

NAPOLYON
Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
- Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

NE İSABET!
Harun Reşid, bir av sırasında hedefini ıskalayınca, yanında bulunana Behlül Dana Hazretleri:
- İsabet oldu efendim, demiş. Büyük isabet oldu.
Ve Halifenin şaşkın bakışları arasında devam etmiş:
- Yani kuşun hayatı açısından isabet oldu

NE İŞİ VARMIŞ
Cumhuriyet’in ilanından sonra, İstanbul’da bir resepsiyon verilir.Tüm dünya ülkelerinin elcileri ve ataşeleri de davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir, fakat İngiliz ataşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal’in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
Yaver Mustafa Kemal’e şöyle der:
- Paşam; kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa Kemal’in Çanakkale’de babasını öldürdüğünü söyledi.
Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:
- GİT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE’DE NE İŞİ VARMIŞ ?

NE YEDİRELİM?
Lokman Hekim’e:
-Hastalarımıza ne yedirelim?diye sorduklarında,şu cevabı vermiş:
-Acı söz yedirmeyin de,ne yedirirseniz olur.

SİGORTA
İngiliz Büyükelçisi, eski Türk evlerinin dış duvarlarına asılan “Ya Hafiz” (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizade Fuad Paşaya bunların ne olduğunu sormuş.
Fuad Paşa İngiliz’in tam anlayacağı dille cevap vermiş.
- O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.

SIR
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş.
Vezir:
- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- İyi, ben de bilirim.

UŞAKLIK
İngiliz kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatük’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce,
-”Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini, yahut bir aşçı bulunuz !…dedi.
Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular… Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:
- “Sizi tebrik eder ve teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim” diyerek memnuniyetini bildirdi. Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı.
Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a :
- “Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!” dedi. Bütün sofradakiler Atatürk’ün bu sözlerine hayran oldular. Atatürk garsona da “vazifene devam et” emrini verdi.

YÜZÜK

Sultan III. Ahmed Han kendisine hediye edilen çok kıymetli zümrüt yüzüğü, bir gün, divan toplantısında vezirlere göstererek:
-’Acaba bundan daha kıymetlisi var mıdır?’ diye sordu. Hazirûn:
-’Hayır Efendim, sıhhat ve afiyetle takınız. Bundan daha değerli bir şey olamaz’cevabını verdikleri halde yalnız Nevşehirli İbrahim Paşa itiraz etti:
-’Bundan daha kıymetli şey vardır padişahım!’ dedi. Padişah beklemediği cevap karşısında sordu:
-’Nedir?’
-’O yüzüğün takıldığı parmak Efendim’ diye cevap verdi.

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler:  

Ortaya Karışık2 Kasım 2008 - 17:07

Susar mısın!” Susarım,su getir!
Gülü seven dikenine katlanır, kaktüs sevenin vay haline.
İki uzaylı benzin istasyonuna gitmişler, biri benzin pompasını tutmuş dötüne sokmuş, diğeri ona şaşkın bir bakışla: “Bu yaptığın normal mi?”demiş. Diğeri ise:”Hayır kurşunsuz.”.demiş.
Dün gece seni o kadar aradım ki, soğuk vücuduma dokunmanı o kadar istedim, yatağa sensiz ve çıplak girmek zorunda kaldım, neredeydin benim canım pijamalarım.
Yat dedi yattım, aç dedi açtım, aletini çıkarıp soktu, işini bitirdiğinde kan gelmeye başladı, çok korkmuş ve acı çekiyordum; çünkü ilk kez diş çektiriyordum!
Temel ile Dursun Trabzon da kazı yapıyorlarmış, kaz ölmüş.
İnsanlar üçe ayrılır: sayı saymayı bilenler, sayı saymayı bilmeyenler.
Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın.
Benim için hayatta 8 önemli şey vardır: Pamuk prenses ve yedi cüceler.
Asansör bozuktur. En yakın asansör karşı apartmandadır.
Süperman de uçuyor ama kimse ona kuş beyinli muamelesi yapmıyor.
Yerin kulağı var derler… Benimde kulağım var… Peki ben yer miyim? Hayır yemem
Paranın ne önemi var. Mühim olan miktarı.
Güçlü kolları ile beni koltuğa oturttu, üstüme abandı, eline aldığı kocaman aletini ağzıma soktu, çok canım yandı ve ağzımdan kanlar akıyordu; ama çürük dişimi sonunda çekmişti
Sana birtane vururdum ama ! Dua et hayvanları koruma derneğindeyim.
-Yüksek okul mezunuyum. -Yaaa hangi Yüksek Okul ? -Ali Paşa İlkokulu. -Hani Yüksekokuldu ? -Evet Yüksekokul ! Tam 6 katlı !!
Yangın dolabını açmışlar ne olmuş ? Yang çok kızmış !!!!!
Senin koluna rüzgar işlemez. -Neden ? -Saatinde Yel-Kovan var o yüzden !
Doğum günün için program yaptın mı ? -Evet yaptım.Yarın Atv’de yayınlanacak !!
Elmanın teki diskoya gitmiş,neden ? Kurtlarını dökmek için !!!
En acı on nedir ? Biberon !!!!!
Taksime artık bina yapmasınlar…Gitsinler başkasının taksisine yapsınlar !!!
Terazi ile diş macunu arasındaki fark nedir? Teki tartar, teki anti tartar
Adamın birinin kafasına radyo düşmüş ölmemiş niye? Radyoda hafif müzik çalıyormuş
Sana son esprimi patlatayım mı? Boooom!
Hakkımızı arıyoruz. (Hakkı’nın arkadaşları)
Bir adam düşmüş,karısı gerçek!
Beş bin kere söyledim abartmayı bırak diye.

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler:  

Erkekleri Evliliğe İten Cümleler..2 Ekim 2008 - 0:59

Tufaya gelmeyin. Bu cümleler çevrenizde edilmeye başlanıyorsa ve siz henüz kendinizi evliliğe yakın hissetmiyorsanız o bölgeden koşarak uzaklaşmanız menfaatiniz icabıdır.

- Ben neyim senin için? Hayri lütfen bana söyler misin, senin için kimim ben?

- Senden bi çocuğum olsun istiyorum Nejat. Evlenmemiz şart değil.

- Annem seninle tanışmak istiyor Can ? Canım ne var bi gelip merhaba desen?

- Seninle bir koltuğa uzanıp filmler seyretmek istiyorum Mahfi?

- Kesinlikle evlenmeyi düşünmüyorum. Evlilik bana göre değil Hikmet.

- Babam artık görüşmeyeceksin o çapulcuyla dedi Tarık?

- Beni ne doktorlar ne mühendisler istedi bilsen? Aklın durur yani. Ne o
durgunlaştın Fevzi?

- Evlenmekten korkacak ne var Hidayet. Alt tarafı bir kağıt parçasından mı korkuyorsun?

- Bizim ilişkimizde eksik bişey var ama nedir bulamıyorum Fırat?

- Bu gün kravatını ben bağlamak istiyorum Ferit?

- Nasıl yaptığım kuzu kapamayı beğendin mi Talat. ıstersen sana her gün yaparım.

- Evlenmek şart değil. ılişkimize bir isim vermek istiyorum. Ne bileyim adını koyalım tarif edelim yani.

- Beni tanıştırırken kız arkadaşım demenden bıktım. Asker arkadaşım gibi kız arkadaşım. Ne demek şimdi bu. Git başımdan Hüseyin?

- Yo yo diş fırçam çantamda kalsın. Senin banyonda ne işi var. Lütfen ısrar etme Şafak? Eh madem istiyosun bu eve de bir tane alırım. Bir tane senin evinde olur bi tane benim evimde.

- Hayatııııım. Maçın başladı gel… Sana bira da açtım. Çerez filan?

- Soyadın çok güzelmiş Ertan? Dikkat ettin mi benim ismimle de çok kafiyeli oluyor.

- Değişen ne olabilir ki Sinan. Biz seninle zaten evli gibi yaşıyoruz.

- Bak ne diyicem. Bi akşam yemek yapiyim. Anenler de gelsin ?

- Hayatla ilgili planların nedir İbrahim?

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: ,  

Felsefi Yaklaşım28 Temmuz 2008 - 19:37

 
 

KLASİK TEPKİ: “Sıraya geç kardeşim”

NEOKLASİK TEPKİ: “Şeker kardeşim sıraya geçiver”

REALİST TEPKİ: “Sıra var”

SURREALİST TEPKİ: “Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?”

ROMANTİK TEPKİ: “Beyefendi galiba sırayı görmediniz”

NATURALİST TEPKİ: “Sırana geç”

MODERN TEPKİ: “Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da”

POST-MODERN: “Sırana geç lan ayı!”

UZLASIMCI: “Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi”

DEVRİMCİ: “Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek”

KADERCİ: “iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür”

FELSEFECİ (septik-kuşkucu): “Ön ve arka kavramları görecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir”

KANT’CI: “Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur”

KOTÜMSER VAROLUŞCU: “Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek”

İYİMSER VAROLUŞCU: “Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor”

HUMANİST: “İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.”

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: ,  

Türkleri Anlama Sanatı Adlı Kitaptan12 Temmuz 2008 - 0:55

Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın
altında yapar.Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez.
Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin ‘ Ulan amma da
görgüsüz herif, hem ısmarl ıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor ‘ demesinden
çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir.

Madde 11: Türkiye ‘ de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora
fark etmez, s ınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka ‘ Hocam
istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz? ‘ sorusunu sorar. Aynı öğrenci,
öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde kaçıncı sayfaya kadar
sorumluyuz hocam ‘ sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.

Madde 25: Tüm ısrarlara rağmen misafir ‘ Yemeyeceğim yeter! ‘ diyorsa, Ev
sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp Bak
Allah ‘ ın adını verdim ‘ diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun
üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır ka çış yolu
kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.

Madde 34: Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları
cadde ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye ‘ de temizlik hastası
kesilir.Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi,
kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları
da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.

Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine
çocukların kafasına dökülür.

Madde 46: Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse
halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Halk otobüsünün
belediye otobüsünden tek farkı budur.

Madde 49: Şehirlerarası otobüs yolculuklarında kan bağı yoksa (karı,koca,
yeğen, yenge gibi) bayan yanına erkeğin oturması firma tarafından kabul

edilmez. Türkiye ‘ de en önemli namus bekçileri otobüs muavinleridir.
Muavinlere göre birbirlerini hiç tanımayan iki karşı cinsin, mesafe
olmaksızın seyahat etmesi, ateşle barutun birbirine bitişik iki koltuktan
bilet alması gibi bir şeydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek
yol boyunca erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı kesmeyi de ihmal etmezler.

Madde 63: Gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler.
Damadın elbisesi üzerinde renkli bir çaput parçası, herhangi bir işaret
bulunmadığından cinsel geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir.
Aslında bu geçmişle pek ilgilenen de yoktur.

Madde 64: Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle
ovalanır. Türklerin ‘ Kendi kendine tedavi ‘ yöntemleri sadece bunlarla
bitmez.Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt
çekilir. Arpacık çıkmış göze sarımsak sürülür.Kesilen ve kanayan yere
tütün basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek
bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.

Madde 66: Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır.Buzdolabının kola, su, gazoz
koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu
alanda, kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar..

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: , ,  

Erkekler Ne İster?10 Haziran 2008 - 0:15


1. Kokmuş çorapları yıkansın ister
2. Kokmuş çamaşırlarının da yıkanmasını ister.
3. Koşulsuz itaat ve koşullu refleks ister.
4. Karşılıklı aşk ister, olmazsa kan çıkıncaya kadar ısrar eder.
5. Sokakta Rahşan, yatakta Jennifer Lopez ister.
6. Maç seyrederken bebek viyaklamasın; kadın çay, bira veya çerez servisi yapsın ister.
7. Yukarıdakı madde icra edilirken tv’nin önünden geçilmesin ister.
8. Fatih Terim’den boşalan yeri ister.
9. Çevresindekilerin Cem Yılmaz’ın değil,kendi esprilerine gülmesini ister.
10. Maaşının genelkurmay başkanınınki kadar olmasını ister.
11. İşçisine ‘en’ asgari ücret vermek ister.
12. Bütün kadınlar kendisine ölüp bitsin ister.
13. Yatakta bir Jennifer Lopez daha ister.
14. Oğlan çocuğu ister.
15. Kendisini terkeden sevgilisinin eşekler gibi pişman olmasını ister.
16. Tereyağından kıl çekmek ister.
17. Üç korner bir penaltı ve bütün ‘frikikler’ de gol olsun ister!
18. Evlenmeden ister!
19. 4 yastıkta kocamak ister!
20. Gökten düşen üç elmanın hepsini de yemek ister.
21. Karısının bileziklerini ister.
22. Aklına düşen bütün ciğerleri löpletmek ister.
23. Vergi kaçırmak ve kız kaçırmak ister.
24. Yüzünün yanında astarını da ister.
25. Bir süre sonra evini, arabasını ve eşini değiştirmek ister.
26. Muhabbet ister(kahve bahanedir).
27. Gazeteyi önce okumak ister.
28. Uzaktan kumanda aletinin tapusunu ister.
29. Hık demiş burnundan düşmüş çocuklar ister.
30. Ne halt karıştırırsa karıştırsın anlayış ister.
31. Kahvehaneden ülkesini ve takımını yönetmek ister.
32. Pompalı tüfek ve bilumum silahlardan ister.
33. Mahkumsa af ister.
34. Viagra ister.
35. Hüüüp’letmek ister.
36. Bandıra bandıra yemek ister.
37. Soğanın cücüğünü ister.
38. Yakalarsa muck muck yapmak ister.
39. Dişi çekilirken ağrımasın ister.
40. Pohpohlansın ister.
41. Olmayacak duaya amin demek ister.
42. Kılını bile kımıldatmadan Rambo gibi vücudu olsun ister.
43. Denizde boğulurken bir bayan kurtarsın ister.
44. Mütemadiyen borç ister.
45. Kaynanasından anlayış ister.
46. İki kere iki, yerine göre beş etsin ister.
47. Saman altından su yürütmek ve hatta nehir geçirmek ister.
48. Elektriği, suyu ve doğalgazı kaçak kullanmak ister.
49. Cillop gibi bir sekreteri olsun ister.
50. Sırf istemiş olmak için bile ister

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: , ,  

Komik Burç Yorumları7 Haziran 2008 - 1:34

KOÇ
Sözünde duramayan, özgüveni olmayan, gıcık şahsiyet. Hayat boyu illa birileri onu iteleyecek. Var ya, bütün ev kuşları, ana kuzuları genelde bu burçtan çıkar. Bunun sevdası bile bir halta yaramaz. Genelde platonik takılır haspam. Yoktur ki cesaret denen şeyin zerresi bunda, gidip de söylesin. Hadi bir mucize oldu zar zor söyledi ve siz de bir halt edip buna uydunuz. Eğer uçarı, hayatla eğlenen, aşkta heyecan arayan bir kişi iseniz bittiniz kuzum siz. Duygusal takılır bu koçlar. Sıkıcı mı sıkıcıdır. Her an ahlanmaya meyillidir. Ona bir şeyi bin kere anlatın anlamaz. Bir de anladım havaları ve sonunda anlattığınız şeyin tam tersine yorumları yok mudur.Deli olursunuz. Soru sorup ne olduğunu anlamaya kapasitesi yetmez. Ama toplum tarafından sevilir. Niye, çünkü kendinden başka kimseye bir zararı yoktur. Öyle hileyi, yalanı becerecek zeka yoktur ki onda. Siz ona fıkra anlatın o gülsün, bir şey anlatın o dinlesin. Başka bir işe yaramaz. Kıskanç, gıcık ve sıkıcıdır.

BOĞA
Bunun var ya, insan beynini yormaktan başka bir şey yaptığı yoktur. Orda burda arkanızdan atar tutar. Hele de size karşı ilgisi var ve siz ona karşı kayıtsızsanız yandınız demektir. O zaman her şey beklenir bundan. Yerin dibine sokar sizi. Artık saçınızı başınızı mı yolarsınız, sinirden alkole mi başlarsınız, o sizin tercihiniz. Melek yüzlü şeytandır bu boğalar. İntikamcıdır. Hayatta pek bi halt olmazlar. Ailelerinin durumu iyi değilse vay hallerine. Her şeye löp diye konmak isterler. Çok param olsun, en güzel sevgili benim olsun, olsun, olsun, olsun…. Kendini dünyanın merkezi sanır. Sizden çıkarı varsa sizden iyisi yoktur bunlar için. Genelde evde kalmışların burcudur. Ya evlenmezler, ya da geç evlenirler. Zaten kim ne yapsın bu uyuzları. Erkenden mezara sokar sizi. Bunun tek boğalığı burcunun ismidir. Aslında akreptir bu akrep.

İKİZLER
nek, iki yüzlü, karakter çorbası, tek başına tek bir işe bile yaramayan asalak. Tatlı dilli yılan. Bu var ya, bu, hayatı boyunca onu bunu sömürüp durur. Bol organizasyonlu, bol dedikodulu, fesat mı fesat, defolu tipin tekidir. ‘Hadi arkadaşlar şunu yapalım…’ ‘Aaa ayıp ettin tabii ki gelirim….’ ‘borcum olsun… ‘ en çok yalanlarından bir kaçıdır. Çok iyi yalan söyler. Gevezedir de. Sır tutamaz. Boştur bunun ağzı. Ayaklı Gazete dedikleri türdendir. Gezsin, tozsun, eğlensin, o kadar. Öyle sıkıya mıkıya gelemez fazla. Laf olsun diye konuşur, evlenmek için evlenir, desinler diye yapar. Bir sözü diğerini tutmaz. Yanında kimse olmayınca da korkağın tekidir. Habire birilerinin , bir şeylerin arkasından konuşur. Onun arkasından konuşur, bunun peşinden konuşur. Ha babam konuşur. Güvenilmez tipin tekidir bu. Ama şeytan tüyü vardır bunlarda. Kendini affettirmeyi iyi becerir. Çabuk kandırır karşısındakini. En dikkat edilmesi gereken burç grubudur.

YENGEÇ
Kendini akıllı sanan, saftoriğin biridir. Herşeye kolayca inanır. Gidenin ardından asırlarca yas tutar. Bir de bir gün herşeyin iyi olacağına ilişkin paranoyası yok mudur. Gel de çıldırma. Onu dış görünüşünden daha çok ilgilendiren bir şey yoktur bu dünyada. Birkaç iltifatta yelkenleri suya indiriverir hemen. Bencilin tekidir. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu kendisinin bildiğini sanır. Sanki bu dünyaya yüce bir görev için gelmiş gibi davranır. En az bir koç kadar ana kuzusudur bu. Bir de hayat boyu yaslanacağı bir duvar olsun ister. Bir gün melek, bir gün şeytandır. Yani bir türlü çözemezsiniz onu. Sürekli gelgitlerde yaşar. Tehlikelidir. Insanı kolayca avucunun içine alır. Eğer nefretini kazanmışsanız dikkat. Böyle durumlarda öfkesi henüz tazeyken pek çevresinde durmayın. Çünkü o zaman yapmayacağı şey yoktur. İlişkilerinde zordur. Birini severse onu sanki malı gibi sahiplenir, ama gözü de sürekli dışarıdadır. Bu uyuzla dostluk neyse de, aşk asla. Çünkü kaprisleriyle sizi hayatınızdan bezdirir.

ASLAN
Bu aslan var ya aslan. Bu komedi şey kendisinin gökten zembille indiğini sanır. Bu ıssız bir adaya düşse, yanında isteyeceği üç şeyden biri aynadır. Kendinde şeytan tüyü olduğunu düşünür. Sanki bu olmasa çevresindeki hiçbir şey düzgün gitmeyecek zanneder. Oysa en büyük yamuk kendisidir. Bunu bir odaya iki gün kapatın kesin ölür. Hele bir de odada ayna yoksa iki gün bile sürmez. Özgürlüğü asla vazgeçemeyeceği şeydir. Saftır aslında bu. Kuş kadar beyni olan bir insan bile bunu kolayca kandırabilir. Öyle ince detaylardan pek anlamaz. Bir yalan söylediğinde ya da gizli bir iş yaptığında kısa sürede kendini ele verir. Çünkü plan yapacak, yaptığı planı doşru düzgün uygulayacak, hadi diyelim uyguladı, saklayıp gizleyecek kadar potansiyel yoktur onda. Sakın bu aslan megolamanına nasıl göründüğünüze dair bir şey sormayın. Çünkü siz kendinizi ne kadar mükemmel hissederseniz hissedin, o olumsuz bir şey bulacaktır. Bu şahsiyetle kavga ettiğinizde, size saldıracağı ilk konu dış görünüşünüz olacaktır. Kilonuzdan tutun da, gözlerinizin şaşılığına, dudaklarınızın inceliğine kadar v.s ne varsa onu fazlasıyla ilgilendirir. Ruh sağlığınız açısından tehlikelidir.

BAŞAK
Hemen hemen her şeye kolayca uyum sağlar. Çünkü başka türlü ortam yapamaz, çevre genişletemez. Sırf çevresindekiler eksilmesin diye kendi fikirlerini savunmaktan korkar. Zaten kim karşısında her söylediğine he diyen bir tip istemez ki. Bunun en sinir bozucu huyu, insanlarla konuşurken onların, rahatsız edecek kadar gözlerinin içine dik dik bakmasıdır. Genelde efendi takılır. Ama içten içe her türlü çılgınlığı yapmaya meyillidir. Şıpsevdidir, sessizdir, kuruntuludur ve genelde dalgındır. Sizinle konuşurken çoğunlukla kafasından başka şeyler geçer. Yaptığı iyilikleri en ufacık bir hatanızda her an başınıza kakabilir. Fazla alaturkadır. Ayrıca saplantılı tipin tekidir. Şıpsevdiliğine rağmen birine kafayı taktığı zaman karşısındakini bayana kadar zorlar. ilişkilerinde romantik olmaya çalışır. Ama bir süre sonra can sıkar. İçmeyi pek bilmez. Hele de morali bir şeye bozuksa ki, genelde bir şeye bozuktur, içmeye gidilecek en son kişidir. Hadi iyi niyetiniz size bir halt etti ve gittiniz, o zaman yanınızda onu bir nebze susturmak için bir bant bulundurun. Normalde pek konuşmayı ve diyalog kurmayı bilmeyen bu şahıslar, içtiklerinde yerdeki taşla bile konuşurlar. Onlar için yarın değil, bugün önemlidir. Genelde karakteri oturmamış kişilerdir.

TERAZİ
ıy mıy terazi, dır dır terazi, ıyy bu var ya bu bıdı bıdı konuşur. Soğuk nevalenin tekidir. Bunu en çok kendisi sever, sonra annesi, sonra varsa teyzesi… sonra, sonra bunu kimse çok sevmez. Canınız sıkıldığında en son arayacağınız kişi olmalıdır. Çünkü sizin ufak bir moral bozukluğunuzu dahi depresyona kadar götürür. Kafasını her şeye takar. Gelgit akıllının tekidir. Bir gün size çok yakın davranır, ertesi gün bir bakarsınız suratınıza dahi bakmıyor. Sırlara, gizemli şeylere çok meraklıdır. Müthiş bir dedikodu deposudur. Kim kiminle ne yapmış, bilmem kim nerde ne etmiş, miş de miş miş… Hemen hemen çoğunu bir yerlerden duyar, görür, bilir. Yapmacık beyinlinin tekidir. Akıllı takılır, takıldığıyla kalır. İnsanı boğan, sıkan bir havası vardır. Başta zor bir ihtimalle de olsa size çekici ve ilginç gelse bile, sonrasında mazoşist değilseniz şayet, kaçacak delik ararsınız. Yemeğe düşkündür. Özentinin tekidir. Çevresi tarafından robot, soğuk ve dengesiz olarak tanınır. Tatminsizdir. Son not olarak, çok fazla dikkate alınacak biri değildir.

AKREP
Çevresine genelde ılımlı ve temiz kalpli havası veren akreplerin, insanları dumura uğratmakta üstüne yoktur. Kuşkucu, kıskanç ve iki yüzlünün biridir. Size ne zaman hangi yüzünü göstereceğini de asla kestiremezsiniz. Bazen şefkatli, sıcak, bazen de saldırgan ve soğuk bir buzdolabı gibi olur. Sizin yüzünüze gülüyor olması, asla size karşı iyi niyetler beslediğinin garantisi değildir. O tam bir tiyatrocudur. Hat safhada bencildir. Bu var ya bu, öyle melun bir şeydir ki, Allah bunun şerrinden düşmanımı bile korusun. Kafaya koydu mu yapar bu. Vücut dilini çok iyi kullanır. Yüz mimikleri en çok olan insan tipidir. Her olaya , her şeye bir mazereti vardır. Çok dikkatli ve akillidir. Avına sinsi sinsi yaklaşır. Eğer çevrenizde bir akrep varsa, bence onunla kesinlikle dost olmaya çalışın. Kıskançlığı yüzünden yapmayacağı şey yoktur bunun. Sürekli ilginin kendisinde olmasını ister. İnsani çileden çıkaracak kadar kendine güveni vardır. Burcunun adi gibi akrebin tekidir. Melek yüzlü şeytan lafı sanki bunun için söylenmiştir.

YAY
Ah sen var ya sen… Düzenbazlar düzenbazı, dedikoducu ve bir o kadar geyik insan. Senin adam olman için kafana taş düşmesi veya birinin başına balyozla vurması falan mı lazım? Nedir bu gevezelik. Bu konuşur, konuşur, çenesi de yorulmaz. Beleşe bayılır. Ben yaptım, ben ettim havaları yok mudur bunun, insanın gırtlağına yapışıp boğası gelir. Heyecan manyağıdır bu. Bağımsızlığına en düşkün burçtur. Duruma, ortama göre anında değişirler. Nabza göre şerbet verirler. Buna gazı verdin mi bir daha tutamazsın. Bir şeyi abartmağa bayılır. En ufacık , en basit olayı bile süsleyip öyle anlatırlar size. Dikkat yoksunudur bu yaylar. Allah bunların sevgililerine de sabır versin. Bir insan ancak bu kadar kaprisli olur dedirtir insana. Bardağın hep dolu tarafını görecek kadar, hayattaki olumsuzluklara gözlerini kapatırlar. Sıkılınca kaçarlar. Eğer sonunda bir çıkarları yoksa, mücadele etmeyi pek sevmezler. Bunların burcunun adı yay değil çakal olmalıymış aslında. Bunlar için hayatta kendilerinden daha önemli hiçbir şey yoktur. Biten ilişkilerinin ardından konuşur, kızdığı arkadaşlarının arkasından atar tutarlar. Bu yüzden pek güven vermezler insana. Daha nasıl güven versin ki, sırf heyecan için yaşayan, dedikoducu tip demedik mi? Bir şey biliyoruz da söylüyoruz herhalde.

OĞLAK
İnatçı keçi seni. Seni gurur budalası, pire için yorgan yakan şapşal seni. Dobralıkla patavatsızlığı bunun kadar karıştıran başkası yoktur şu cihanda. Her an bir siniri krizi geçirmeye müsaittir. Onun için o daha iyi, bu daha kötü gibi bir ayrım genelde yoktur. İki şey arasında kıyas yapamayacak kadar absürt ve gereksiz bir insandır. Bu nedenledir ki, çok mecbur kalmadıkça saçlarınızın yeni şeklini, kıyafetinizde yaptığınız değişikliğin nasıl olduğunu, bu rüküşten veya daha doğrusu bu garip insandan başka birine sorsanız iyi edersiniz. Yani biraz kaz kafalının tekidir. Onun aklı fikri arkadaşlarıdır. Sonra da onlardan yer nanayı , görür Hanya�yı Konya�yı. Özel hayatının didiklenmesinden hiç hoşlanmaz. Sanki kimin umurundaysa, bunun kendi gibi sıkıcı kurallarla boğulmuş özel hayatı. Eğer bir filmi onunla birlikte izleme gafletine düştüyseniz şayet, size durup dururken, oyuncunun en son ne söylediğini sorar. Filmin her sahnesinde yorum yapar, o da olmadı absürt bir şey bulur kafanızı karıştırır. Olmadık yerde güler, olmadık yerde soru sorar. Onu sorar, bunu sorar… Sanki mezar taşına yazdıracak, yıllarca bilmem kimlerin canına tak ettirip öğrendiği onca gereksiz bilgiyi.

KOVA
Görgüsüzün biridir. Yaşantısı boyunca kompleksleriyle hem kendisini hem de çevresindekileri canından bezdirir. Özentidir, ayrıca basmakalıp tipin de biridir. Değişime pek açık olduğu söylenemez. Okul hayatının parmakla gösterilen parlak çocuğu değildir. İş hayatında ise hep kolay işleri tercih eder. Potansiyeli daha fazlasına izin vermez. Olsa da olur, olmasa da olur tipin tekidir. Yemeğe olan düşkünlüğü de ayrı bir mevzudur. Genelde obezler bu burçtan çıkar. Yani yakınınızda bunlardan bir iki tane olması sakıncalı değildir. Genelde sizi kompleksleriyle bunaltır ama onun dışında, diğerlerine göre daha zararsızdır. Yıllar sonra bir anıyı hatırlayıp efkarlanır bu yaylar. Pek nostaljiklerdir. Onu bunu yıllar sonra hatıra olur diye saklamaya bayılırlar. Her ne kadar içlerinden bazıları, ağır abi, hanım ağa gibi bir görüntü çizseler de, hemen hemen hepsi sulu gözlü, duygusal tiplerdir.

BALIK
Ah sana ne desem bilmiyorum ki. Saf mısın, salak mısın? Yüz yıl yaşasa, olgunlaşacağına daha da bir çocuklaşır bu. Ona kırılır, buna alınır, küser, kızar…. Ayyyy… İnsanın bunu düşünürken bile içi daralır. Hayatta zaman zaman önüne çıkan fırsatları bir türlü değerlendiremeyen beceriksizin tekidir. Yaşamı boyunca kolay yoldan para bulmayı hayal eder. Zaten uyumadığı anlarda, çok az istisnai durum dışında genelde hayal kuruyordur. Hep çelişkilerle doludur. Bir de sanki hiç olumsuz huyu yokmuş gibi, bir kuru inadı vardır ki… Tam bir karın ağrısı, baş belasıdır. Bunun huyuna, suyuna git, sonra canın ne istiyorsa yaptır buna. Ama bana sorarsan kendin yap daha iyi. Tam bir bunalımdır. Bir şeye moralinin bozulması için nefes alıyor olması bile yeterlidir. Ona sorsan hayatta en büyük acıları bu çekmiştir, gelen buna vurmuştur, giden buna vurmuştur. Ah zavallı daha ne yapsındır ki. Bunun bindiği gemi batar, tuttuğu dal kırılır. Anılarla yaşamağa bayılır. Geçmişinden asla sıyrılamaz. Dış görünüşe çok fazla önem verir. Öyle lider olmak gibi bir kaygısı yoktur, kıyıda köşede kendine bir yer bulsun yeter. Onu mutlu etmek neredeyse imkansız gibidir. Herhangi bir şeye bile hemen sevinebilir, ama asla mutlu olmaz. Şahsiyetsiz, karamsar, olsa da olur ama olmasa acaba daha mı iyi olurdu dedirten tuhaf insanın tekididir.

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: ,  

Yurttan Sesler1 Haziran 2008 - 19:59

Dostum bana bi tane Yüzüklerin Efendisinin çocuk versiyonundan verir
misin ?
( Yanimdaki adam korsan VCD”ciden Harry Potter”i isterken )

“SSK gözlügü yazilir. Tansiyona sekere bakilir. Kurban kesilir…
(Gebze”de bir eczanenin camindan…)

Aksaray”da bir lastikçinin vitrininden : (Vindovslu aletle rot balansi
yapiyoruz…)

“Kartus ve kolonya doldurulur.” (Eskisehirde bir dükkanın camından…)

“Burada adam olana, edebiyle konusana hizmet verilir…” ( Eminönünde
bir bakkalin camindan…)

Izmir”deki enterasan bir kuaförün devasa afisindeki gaz verici cümle :
“Bir fön neyi degistirmez ki !…”

Bir kirtasiyenin camindan : “Patlayan top geldi !…”

Kocaeli Hereke”de Y.Y.B.F. karsisinda kendi halinde bir bakkalin
camindan: “Penguen Yemi bulunur !”

Kadiköy çarsida yanimdan geçen bir adam yanindaki diger adama : “Abi !
Robinson”daki de eseklik aslinda, niye Cuma ile samimi oluyor ki ?!…”

Kadiköyde bir duvar :”Resat, lütfen buraya park yapma !…”

Kas”ta Dogan görünümlü bir Sahin”in arka camindan : “The Anatolian
child does not eat these feet !…”

“Geçmis olsun, buraya kadar frensiz geldik !…” Ise gelmek için
bindigim dolmusun söförü, son duraga geldigimizde siritarak…

Yasli teyze : Evladım sagda mübarek bir yerde M. söförü : Az ilerde
Camii var, seni orada birakayim teyze…

Adana”da belediye otobüsünde ön ve arka kapida görevli 2 muavin
arasinda geçen diyalogdan :
Muavin1 : Durakta inecek var mi ?
( yolculardan ses çıkmaz )
Muavin2 : Olumsuz !…

Eskisehir”de bir belediye otobüsü :
Biletçi : Arrrrka tamammm, kapat arkayi !
( bir teyze arka kapiya sıkışır )
Biletçi : Kari sıkıştı, aççç kapa !…

Otobüs Söförü : Paso lütfen !…
( ben pasoyu almak için cüzdanıma davrandigimda… )
Aynı Söför : Varsa gösterme !..

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler:  

Sigorta Şirketine Yazılan Dilekçeler1 Haziran 2008 - 19:46

Bir sigorta sirketine yazılan Dilekçe örnekleri…

- Alkollü arac kullanirken kaza yaptigi icin sigortadan para alamayan bir kisi yaziyor: “Kanimda 2.10 miligram alkol buldular ve bu yüzden para vermiyorsunuz. Insaf edin. Soruyorum size; insanin 8 litre kaninda bu kadarcik alkol olsa, cok mu?”

- Temkinli ve ileri goruslu bir kisinin mektubu: “Arabami birkac gun icin arkadasima odunc verecegim. Ancak arkadasim cok sakar ve beceriksizdir, buyuk bir ihtimalle kaza yapar. Boyle olursa bana odeme yapar misiniz?”

- Adam arabasiyla giderken bir bisikletliye carpmis. Sigorta sirketine yaziyor: “Itiraf edeyim ki, kimsenin gelip gelmedigine bakmadan kavsaga girdim. Ama ne yapabilirdim, daha bir saat once de oradan gecmistim ve kimse yoktu.”

- Bir kaza bildirim tutanagindan: “Ileriye dogru cikmak isterken ondeki arabanin arka farlarina carpip kirdim. Tabii hemen geri cekildim. Ama geriye giderken bu defa arkamdaki arabanin on farlarina carpip onu da kirdim. Gecmis olsun demek icin kapiyi actigimda ise bu defa yandan gecen bisikletliye carpip yere devirdim.”

- Ehliyetinde “gozlukle kullanir” ibaresi yer almasina ragmen gozluksuz olarak arac kullanan ve kaza yapan surucu yaziyor: “Ehliyetimde yazildigi uzere, kaza sirasinda gozluklerimi takmadigim icin bana odeme yapilmayacagini ogrenince cok sasirdim. Sizi temin ederim ki, o bisikletliye carpmamda hicbir kabahatim yok. Cunku onu gormedim.”

Ekleyen : UmutxTR | Kategori : Komik Yazılar | Henüz yorum yapılmadı

Etiketler: , ,