Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış. Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış. Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş. Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş; “Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum”. Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş; – Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun? – Evet, dün gece saat 3”ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı. Adam, şaşırmış vaziyette: – Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış? – Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantalonunu çıkarmaya çalıştığında, “Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım” dedin.
Archive for the ‘Komik Hikayeler’ Category
Uyanık Şoför
Adam trafikte ”alçaktan uçarak” giderken polise yakalanır… kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba….
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum…
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey…
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar…. Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok… Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri ”Çok garip” der….
”Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz…”
Adam güler:
”İnanamıyorum… O şimdi benim için ”aşırı hızlı gidiyordu” da demiştir….”
Padişah ve Kayserili
Zamaninda padisahin biri;
- Bana yalan soyleyebilene bir küp dolusu altın verecegim!demis.
Yalancılar, hemen saraya kosusturup baslamislar yalana;
- Bir kus, aslani kapip yuvasina goturdu.
- Bunun neresi yalan?.. Kus kartaldir, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kapti mi goturur tabii!…
- Komsu ulkede bir esegi kral yaptilar!…
- Ulkenin krali, pencereden bakinirken tacini dusurmustu tac da pencerenin altindaki esegin basina gecmis. Tac kimin kafasindaysa, kral odur tabii!…
- Padisahim, ben gokyuzune bir ok attim. Alti ay sonra geri dondu!…
- Senin ok bir agacin ustune dusmustur, agac; sonbaharda yapraklarini dokunnce, takilacak yer bulamayip yere inmistir. Boylece padisah, her yalana gercek bir bahane bulmus ve kimse padisaha bu yalandir dedirtememis.
Sırası gelen kayserili çıkmış padişahın huzuruna ve başlamış anlatmaya :
- Padişahım sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın, Şimdi onu geri almaya geldim.
Yalandır dersen ödülümü ver. Yok yalan değil dersen borcunu ödee!…
Makine ile Check Up
Bir şirkette genel müdür olarak çalışan bir adam, eksiksiz bir sağlık kontrolünden geçmek üzere doktora gider. Doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldıklarını ve bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile “full check up” yapabildiğini söyler. “Harika” der bizim genel müdür de, “başlayalım öyleyse”. Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir. Bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki numuneyi bilgisayara bağlı küçük bir konteynere döker. Bilgisayar ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm alınır. Doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur. Adam dayanamayıp sorar: “N’oldu doktor, bir terslik mi var?”, “Bilgisayarın verdiği sonuçlara göre..” der doktor; “bir terslik yok, ama tenisten mütevellit sağ bileğinizde bir kavis oluşmuş”. “Yapmayın doktor” der bizim adam, “ben meşgul bir adamım; ne tenis ne de golf oynarım. Bütün bunları yapacak vaktim yok; nasıl olur da sağ bileğimde tenis oynamaktan bir kavis oluşur?”. Bunun üzerine doktor, bilgisayarın şimdiye kadar hiç yanılmadığını, asla hata yapmayacağını söyler ve “ancak” der; “içinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yanınıza alıp eve götürün. Sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrarı yapın. Sonra, doğruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim”. Bizim adam, “tamam” der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar. Bilgisayarın koyduğu teşhis canını sıktığı icin, bilgisayarlara hiddetlenir. Bütün dünyayı bu aptal makinelerin ele geçireceğini düşünür ve hiddeti daha da artar. Eve vardığında, bilgisayarın “aklını başına getirmeye” karar vermiştir. Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da; arabasının kaputunu açıp karterden bir kaç damla motor yağı alıp kavanozun içine damlatır. Eve girince de olup biteni karısıyla kızına anlatır. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarını ister. Onlar da bizimkinin isteğini yerine getirirler. Ertesi sabah, bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar için tasarladığı son hinliği yapmak üzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15 dakika sonra tuvaletten çıktığnda yüzünde mutlu bir gülümseme vardır. Doğruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayıp nasıl olduğunu sorar. Yüzünde hin bir gülümseme ile, “iyiyim doktor, iyiyim” der bizim adam. Doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken; bir yandan da, “formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah” der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler çıkarmaya başlar. Birkaç dakika sonra da uzunca bir kağıt çıktısı gelir yazıcıdan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, bizim adam “bakalım senin bilgisayar bugün ne diyor doktor?” der, sinsi sinsi gülümseyerek. “Hımm…” der doktor “Bilgisayarımıza göre, arabanızın yağ değişim zamanı gelmiş, kızınız hamile, karınız da bel soğukluğuna tutulmuş. Ayrıca, tuvaletlere girerken yanınıza böyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileğinizdeki kavis daha da kötüye gidecek”.
Erzurumlu Hoca Hikayesi
Zamanın birinde Erzurum”dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van”a gelmişler. Van”ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum”dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler. Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış. Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya : – Erzurum”dan çıktım yola Van”da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber… Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında : – Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım. Sayın müftü meşhur Of”lu… Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek : – Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir. Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar. Birinci rekat : – Erzurum”dan çıktım yola, Van”da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber… der hoca. Arkadan “öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar. İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar : – Erzurum”dan çıktım yola, Van”da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana… Allahuekber… Namaz bitince köylü Müftüye dönerek “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı : – Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti…
Test Sonucu
Telefon sesi… – alo buyrun ? – Emel hanım ? – evet efendim, buyrun! – Emel Karakaş di mi?! – evet efendimm! – Hanfendi, burası … laboratuvarı. Eşinizin test sonucu geldi. Ancak aynı isimde birinin daha test sonucu var elimde ve açık konuşmak gerekirse hangisi daha kötü bilemiyorum !!! – Ne demek istiyorsunuz ? – Valla biri alzheimer, diğeri aids! – Bi daha yaptırsak testi? – Hanfendi biliyorsunuz bunlar pahalı testler, sigorta ödemez ikinci testi. – Ne yapmalı o zaman? – Bakın biz burada düşündük şöyle bir fikir geldi aklımıza: Kocanızı bindirin arabaya, şehrin ortasında bir yerde bırakın… Evi bulursa sakın bir daha onla birlikte olmayın!!!
Borsa Hikayesi
Bir gün adamın biri 80 liralık eşeğini biraz pazarlık payı bırakarak, pazarda 100 liraya satmaya gitmiş. Eşeğe ihtiyacı olan diğer bir vatandaş pazarlık yapmadan eşeği sahibinden 100 liraya almış. Sahibide “Yahu bu adam 80 liralık eşeği niçin 100 liraya benden aldı diye” kendi kendine düşünmüş. Eşeğin vardır bir hikmeti deyip tekrar 150 liraya eşeği sıkı bir pazarlık sonucu almış. Bu sefer diğer vatandaş şüphelenmiş eşeği 200 liraya geri almış…
Pazar ortasında bir pazarlık kavgası başlamış eşeğin fiyatı 950 liraya kadar çıkmış.
Oradan geçen iki kişi kendi aralarında olanlara hayretle izlemeye başlamışlar. Birisi sormuş “Yahu 100 liralık eşek 950 lira eder mi?” Diiğeri yanıtlamış ” onu bunu boşverde 1000 lira direncini aşarsa 1500 liraya kadar yolu var!!”
İşten Çıkarılma
Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür;
“Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra,
“İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar.
Bir süre sonra
“Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek” diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir mali müşavir, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.
Bir süre sonra;
“Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.
Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır…
Türkiyede Polis Çağırmak
82 yaşındaki Osman sözüpek gecenin bir yarısı tv de varmısın yok musun u izledikten sonra yatmaya giderken karı kulubenin ısıgını açık bırakmışım galiba der ve ışıgı kapatır ama oda ne kulubede başına külotlu çorap geçirmiş 2 hırsız oldugunu fark eder.
Hemen polisi arayacaktır ama polisin numarasını bilmiyordur oglu dursunu arayıp polisin numarasını sorar o da 110 olması lazım der.hemen 110 arar olayı anlatır ama itfaiye deki adam kardeşim manyakmısın ya burası polis degil itfaiye 155 i arıyacaksın ama yanıyom dersen her türlü ateşini söndürürüz der uzun bir sessizlik olur Osman şaşkın bir şekilde telefonu kapatıp 155 i arar ve durumu anlatır telefondaki polis hırsızın evin içinde olup olmadıgını sorar osman hayır der o halde kapınız kitleyip bekleyin vede yatak odası dışında ise kesinlikle hırsıza zarar vermeyin , başbakanın konuşması oldugu için bütün polislerimiz görevli konuşma bittiginde ekip göndeririz der ve telefonu kapar.
Osman 3 kere 10 a kadar sayar çünkü 30a kadar saymayı bilmiyordur.ve polisi tekrar arar ve daha yeni bahçem de hırsız oldugu nu bildirmek için aramılştım bu konu hakkında bir sorun kalmadı çünkü hepsini furdum der telefonu kapatacaktır ama telefon telsiz oldugu için kapama tuşunu bulamaz hanımına hanım nasıl kapanıyo bu kapatıver der ve telefonu kapattırır.
3 dk sonra çevik kuvvet csı ne varsa gelir polislerden biri Osman a sanırsam suçluları furdugunuzu söylemiştiniz der
Osman is şöyle yanıtlar side başbakanın konuşması oldugunu söylemiştiniz der.
Kredi kartı borcu yüzünden psikolojisi bozuk olan polis memuru bu laf üzerine cinnet geçirir ve önce Osmanı sonra bütün çevik kuvvet csı ne varsa hepsini ölüdürür sonrada kendi kafasına sıkarak hayatını kaybeder.
Bu hikayede geçen kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Aslında Osman amca, dursun, polis sapık itfaiyeci , csı ve çevik kuvvet , başbakan gibi karakterler kesinlikle salllamasyondur.
RSS Feed
Twitter
Posted in
Tags: